Sinful Darkness


 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Warcraft Düşüncesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Seaven R.




MesajKonu: Warcraft Düşüncesi    Perş. Ocak 20, 2011 9:01 pm

Quel’Thalas’ın Kuruluşu

İlk savaştan yaklaşık bin yıl önce, anavatanlarından sürgün edilen High Elfler kendilerine yeni bir yerleşim yeri bulmak için Lordaeron kıyılarına yerleşmişlerdi. Toplumlarından sürgün edilmiş olan bu High Elflere Dath'Remar Sunstrider önderlik ediyordu.

Sonsuzluk Kuyusunun (Well of Eternity) onları ayakta tutan güçlü enerjilerinin kesilmesi ve ölümsüzlüklerini de kaybetmeleri ile birçok High Elf bu uzun yolculukları sırasında hayatlarını kaybettiler, gerek hastalıklardan gerekse açlıktan dolayı.. Bu zor koşulların etkisi ile beraber, Elfler ilk yerleşim yerleri olan Tirisfal Glades’e gitmek zorunda kaldılar. Çoğu gizemli bir karanlık gücün etkisi altında kalarak çıldırmıştı.

Yeni topraklarını keşfedip, daha içerileri doğru ilerledikçe High Elfler Lordearon topraklarının kuzey bölümlerini kontrol eden Zul’Aman Trollerine karşı büyük bir kin beslemeye başladılar. Yeni topraklar üzerinde ki güvenilir bir yer arayışları, onlara Kalimdor üzerinde bıraktıkları anavatanlarını hatırlatan bir bölgeyi keşfetmeleri ile sona erdi. Ve buranın sakinleri olan Amani Trollerini uzaklaştırarak, Quel’Thalas krallığını kurdular.

Sonsuzluk Kuyusundan gizli olarak getirdikleri bir parça kutsal su ile High Elfler yeni krallıkları olan Quel’Thalas’ta da gizemli ve büyülü güçleri olan bir kuyu inşa ettiler ve adını Sunwell koydular. Sunwell’in büyülü gücü Azeroth üzerinde yaşayan High Elfleri besleyerek, güçlerine güç kattı. Böylece Silvermoon şehri kuruldu. High Elflerin güçleri durmaksınız büyüdü…

Elf büyücüleri Quel’Thalas sınırlarında büyülü Runestonelar yarattılar, bu büyük taşlar yaratıkları kalkan ile şehri olabilecek dış saldırılardan koruyacaktı. Quel’Thalas topraklarında ki barış dolu günler dört bin yıl boyunca sürdü.

Arathor ve Troll Savaşları


İntikam peşinde olan Amani Trolleri hep bir araya gelerek, High Elfleri sonsuza kadar ortadan kaldırmak amacıyla karşı saldırıya başladılar. High Elfler Troller karşısında sayıca çok düşüktüler. Quel’Thalas’ın o anki kralı olan Anasterian Quel’Thalas ümitsizce kendilerine bu savaş boyunca yardım edecek müttefikler aramaya koyuldu, insan krallığı olan Arathor ile müttefiklik kurmak dışında da fazla bir seçeneği yoktu.

Elfler az sayıda insana büyüyü kullanma sanatını öğrettiler. Yeni büyücüler ve Arathor birliklerinin de desteği ile Troll saldırıları başarılı bir şekilde durduruldu ve Amani Trolleri bu hezimetin etkilerinden bir daha asla kurtulamadı.

Quel’Thalas kurtulmuş, High Elfler bağlılıklarını ve dostluklarını Arathor halkına ve kral Thoradin’e ispatlamıştı. Arathor ve Quel’Thalas’ın arasındaki dostluğun neticesinde büyücülerin yeri Dalaran ortaya çıktı. Burada yıllar boyunca Elf ve İnsan büyücüleri birlikte büyü çalıştılar.

İkinci Savaş (Warcraft II)


Diğer Elfler tarafından tecrit edilen High Elfler, İkinci Savaşa çok az ilgi gösteriyorlardı. Yine de, Kral Thoradin’in soyundan gelen Lord Anduin Lothar’ın komuta ettiği Alliance birliklerine yardım etmekteydiler. High Elfler insanların yardımlarını hiçbir zaman unutmamıştı.

Elflerin bu yardımından sonra, Horde birlikleri de Amani Trollerini kendi rütbelerine kattı. Bundan kısa bir süre sonra, Horde birlikler Quel’Thalas sınırlarında yer alan Elf yerleşimlerini yerle bir ederek, burada yaşayan Elfleri katletti. Bu olay High Elflerin bütün güçleri ile savaşa katılmalarına sebep oldu.

Zamanla Horde birlikle geri püskürtüldü, ama onlar istediklerini çoktan gerçekleştirmişlerdi; Quel’Thalas sınırlarında yer alan Runestoneların birçoğunu çalmışlardı. Bu taşlar ile Gul’dan Horde birliklerinin gücüne güç katacaktı.

Herşeye rağmen Alliance birlikleri İkinci Savaşı kazandılar. Yenilgiye uğrayan Orc birliklerinin çoğu yakalanarak, kamplarda esir olarak tutuldu. Geride kalan savaş birçok olumsuzluk doğurmuştu. Yeniden yapılanma oldukça masraflı ve uzun süre alacaktı. Bilinen düşmanlarının tamamen durdurulması ile İnsan birlikleri arasında toprak çatışmaları baş göstermeye başladı. High Elflerin yok edilen Quel’Thalas ormanları için insan liderlerini suçlayarak Alliance birlikteliğinden ayrılması çözüm yollarını daha da umutsuzlaştırdı. High Elfler İnsan ve Cüce müttefiklerinden yıllar geçtikçe daha da uzaklaştı…

Üçüncü Savaş (Warcraft III)

Üçüncü savaş sırasında, Karanlık Prens Arthas Menethil Sunwell’e ulaşmak için yapmış olduğu saldırılar ile Quel’Thalas üzerinde büyük bir yıkıma sebep oldu. High Elf nüfusunun büyük bir bölümü yok olmuştu. Hepsinden öte Arthas’ın peşine düşen herkes ölü olarak onun hizmetine giren biri haline dönüşüyordu: Onun baş düşmanlarından biri olan Ranger Sylvanas Windrunner, Karanlık Prens’in emri altındaki bir Undeade dönüşmüş ve onun en seçkin takipçilerinden biri haline gelmişti.

Undead orduları Sunwell’e iyice yaklaştığında, Dar’Khan Drathir adındaki bir High Elf ( Lich King’in saygısını kazanmaya çalışıyordu..) Sunwell’i koruyan büyü kalkanlarını kaldırarak Arthas’a yardım etti. Dar’Khan’ın bu hainliği Sunwell’in güçlerinin büyük bir bölümünün dağılmasına sebep olan büyük bir patlamaya yol açtı. Kendini de kaybetmişti..

Patlamanın etkisi ile birlikte serbest kalan büyü güçleri Borel adındaki büyücü tarafından, Anveena ismindeki genç bir insan kızı içerisinde toplandı. Borel’in yaptıklarından habersiz olan Arthas, Sunwell’in son büyülü güçlerini Lich King Kel’Thuzad’ı tekrar diriltmek için kullandı.

Savaşın sonunda, Silvermoon meclisinin seçkin üyeleri ile birlikte Kral Anasterian da hayatını kaybetmişti. Lor’themar Theron boşalan liderlik koltuğunu ele geçirerek, Dalaran’da yaşamakta olan tahtın gerçek varisi Prens Kael’thas Sunstrider adına High Elflerin yeni lideri oldu. Undead birliklerinin saldırılarından sağ kurtulan High Elfler ise hasta düşerek, duygularından yoksun bir şekilde hayatlarına devam ettiler.

Sunwell’in yok olması ile High Elflerin bu kuyunun büyülü güçlerine bağımlı hale geldikleri kesinlik kazanmış oldu. Büyüye karşı olan açlıkları ve bağımlılıkları High Elf ırkını belirgin bir şekilde değiştiriyordu. Şimdi büyü kaynakları tamamen yok olmuştu, büyük bir acı içerisindeydiler..


Blood Elflerin Yükselişi


Prens Kael’thas kraliyet soyunun son temsilcisi ve Dalaran’ı kontrol eden Kirin Tor meclisinin bir üyesi idi. Sunwell kirletildiğinde Dalaran’da büyü çalışmaktaydı. Evine döndüğünde anavatanını yıkıntılar içinde, insanlarının çoğunu ise ölü bir şekilde bulmuştu. Hayatta kalan High Elflerin ise büyünün kaybolması sonucu acı içinde kıvrandıklarını fark etmesi fazla uzun sürmedi. Geride kalan Elfleri bir araya getirerek onlara Sin’dorei yani “Blood Elfler” adını verdi.

İntikam ateşi ile, Prens Kael’Thas ve en seçkin savaşçıları Lordaeron üzerinde Undead ordularına karşı yürütülen saldırılara katıldı. Diğer yandan da halkının geri kalanını kurtarmak için neler yapabileceğini araştırmaya devam ediyordu ve bunun için Halduron Brightwing görevlendirilmişti.

Alliance birliklerine katıldıklarında Kael’Thas ve takipçileri büyük bir şüphe ile karşılandılar ve her biri birbirinden zorlu görevleri yapmak üzere emirler aldılar. Büyük bir haksızlığa uğramaktaydılar. Bu görevlerin çoğu Grand Marshal Garithos tarafından verilmekteydi. Bütün bu zorlukların sonucunda Kael’Thas ve birlikleri Lady Vashj ve onun Nagalarına katıldı. Garithos, Blood Elflerin Nagalar ile birlikte iş birliği yaptığını öğrendiğinde Blood Elflere karşı duyduğu şüphelerde haklı olduğunu düşündü. Blood Elf askerlerini Dalaran zindanlarına hapsederek, her birini idam cezası ile yargıladı.

Şans eseri, Lady Vashj tam zamanında gelerek esir tutulan Kael’Thas ve Blood Elflerin zindanlardan kaçmasına yardımcı oldu. Blood Elfleri Üçüncü Savaş sırasında Kel’Thuzad tarafından Archimonde’nin Azeroth’a girmesi için açılan Portal’a götürerek, onları Outland’e geçirdi. Outland topraklarında Blood Elfler, onların büyüye karşı olan acı dolu açlıklarını bitirecek bir çözüm yolu ile karşılaştılar; hain demon, Illidan Stormrage.

Kael’thas’ın takipçilerinden birçoğu Outland sınırları içerisinde kalmayı tercih etti. Fakat Rommath Quel’Thalas’da kalan Blood Elflere hala bir umut olduğunu açıklayan bir mesaj iletmek için görevlendirildi. Rommath görevini başarmıştı. Kael’Thas ve diğer Blood Elfler Quel’Thalas’a tekrar geri döneceklerdi. Rommath ise onların bu geri dönüşleri öncesi Quel’Thalas topraklarını onlar için hazır hale getirecekti. Outland’de Illidan tarafından gösterilen öğretileri Quel’Thalas’da yaşayan Blood Elflere öğretmeye başlamıştı.

Yeniden İnşa

Aylar sonra hain Dar’Khan, Scourge’un en önemli ajanlarından biri olmuştu, Quel’Thalas’a geri döndü. Orada Sunwell’in avatarı olan Anveena ve bir grup mavi ejderha tarafından komuta edilen kahramanlar ile savaştı. Sahip olduğu kudretli büyülere rağmen, Dar’Khan yok edildi. Lor’themar ve Halduron’un gözetimi altında Anveena harabeye dönen şehirde kalmaya ve onun tekrar inşa edilişine yardım etmeye karar verdi.

Sadece bir avuç kişi Anveena’nın Sunwell’in güçlerini içinde barındıran bir avatar olduğunu biliyordu. Ve bu her zaman çok gizli bir sor olarak saklandı.

Bu arada, Rommath ve yeni Elf üyeleri Arcane güçlerini beceriyle kullanmak konusunda oldukça başarılı yollar kat etmişlerdi. Kısa sürede Silvermoon sancakları tekrar göğe doğru yükselmişti. Blood Elfler güçlerini tekrar toparlamaya başlamışlardı, ki Eversong ormanlarında kaybettikleri alanları bile tekrar geri almaya başlamışlardı. Kael’Thas’ın yeniden döneceğini bilerek aldıkları cesaret ile, bilinmeyen geleceklerine doğru emin adımlar ile ilerliyorlardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Warcraft Düşüncesi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sinful Darkness :: Elfler-
Buraya geçin: